İçeriğe geç

Sepet

Sepetiniz boş

Üç Kuşak Kadın Emeği ve Zamansız Tasarımlar

HİKAYEMİZ

Ben Tuğba. Sorita’nın kurucusu.

Sorita’yı anlatabilmek için önce kendi hikâyemden bahsetmem gerekiyor.

Benim çocukluğum tekstilin, kumaş toplarının ve üretimin içinde geçti. Dört aylık bir bebekken annemin kucağında, kumaş raflarının önünde çekilen o fotoğraf da, babaannemin el tezgahında yerel dokumalar yapışını izleyerek büyümem de hayatımın doğal bir parçasıydı.

Çocukluk anılarımın çoğunda kumaşlar, üretim masaları, atölyeler ve el emeği var. Tekstil benim için sonradan keşfedilmiş bir alan değil; hayatın doğal akışı içinde öğrendiğim bir dil gibi.

2013 yılında Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra aile şirketimizde çalışmaya başladım. Kumaş satışından konfeksiyon üretimine, ihracattan muhasebeye kadar tekstilin farklı alanlarında yaklaşık 11 yıl boyunca aktif olarak yer aldım.

Bu süreç bana yalnızca üretmeyi değil, sistemin nasıl işlediğini de öğretti. Bu işin kurallarını, dinamiklerini ve endüstriyel boyutunu profesyonel hayatım boyunca bizzat yaşayarak öğrendim. Ve zamanla şunu fark ettim; bugünün moda endüstrisi artık çoğu zaman anlamlı bir üretim kültürü üzerine değil; sürekli daha fazlasını üretmek, daha hızlı tüketmek ve daha fazla stok yaratmak üzerine kurulu.

Dünyanın kaynakları sonsuz değil. Aylar içinde “eski” ilan edilen, sezon sonunda dev indirimlerle tüketilen ve kısa süre sonra değersizleşen ürünler; hem doğayı hem de emeği hızla tüketiyor.

Ben ise başka bir üretim biçiminin mümkün olduğuna inanıyorum.

Sorita tam da bu düşünceden doğdu. Daha yavaş, daha bilinçli ve daha dürüst bir üretim anlayışı kurmak istedim. İnsanların aylar sonra sıkılacağı ürünler değil; yıllarca severek kullanacağı zamansız parçalar üretmeye odaklandım.

Sorita ismi, köklerini Fransızca Sororité’den, yani Kız Kardeşlik kavramından alıyor. Biz, birbirinin emeğine saygı duyan, dayatılan hızlı tüketim çılgınlığına karşı duran bir topluluğuz. Bugün stüdyoda kızım İpek ile yan yana durduğumda, bu yolculuğun geleceğe dair sorumluluğunu daha net görüyorum. Ona ve onun kuşağına nasıl bir dünya bırakacağız? Askılarda birikip mevsim sonunda çöp olacak stoklar mı, yoksa dürüst ve anlamlı bir üretim mirası mı?

İşte bu yüzden Sorita’da "Made to Order" (Siparişe Özel Üretim) anlayışını geleceğin dünyasına kalıcı bir değer bırakmak adına sahipleniyorum. Sitemizden seçtiğiniz bir gömlek ya da elbise, siz sipariş verene kadar sadece bir kumaş rulosudur. Siz talep ettiğiniz an, sizin için kesilir ve dikilir.

Bu süreç; babaannemin tezgahından annemin kucağına, benim tasarımlarımdan kızım İpek’in geleceğine uzanan dürüst bir kadının hikayesidir. Kadın emeğinin bu devasa çarklar arasında kaybolup gitmesine izin vermemek ve bu anlayışı görünür kılmak için üretiyoruz.

Her bir parçanın, yalnızca bir kıyafet değil; emeğe, zamana ve insanın dünyayla kurduğu daha anlamlı bir ilişkiye dair sessiz bir hatırlatma olmasını diliyoruz.

Bir çocuğun hafızasında yer edecek yarınlar, çoğu zaman bugünün sıradan görünen anlarında başlar.

GELECEĞE BIRAKTIĞIMIZ

İPEK'İN KUŞAĞINA

Bugün ürettiğimiz her parça, yalnızca bugünün gardırobu için değil; yarının dünyası için de bir seçim.

İpek'e ve onun kuşağına daha az tüketen, emeğe daha çok değer veren, doğayla daha uyumlu bir üretim anlayışı bırakabilmek için çalışıyoruz.